
Kanser ve Beslenme
Kanser teşhisi, öncelikleriniz, aile yaşamınız ve genel görünümünüz de dahil olmak üzere hayatınızdaki her şeyi etkiler. Kanserin ne olduğunu, nasıl tedavi edileceğini ve kanserle ilgili diğer pek çok şeyi öğrenirken, hastalığınızla ilgili olarak nasıl beslenmeniz gerektiğini pek düşünmeyebilirsiniz. Oysa kanser tedavisi sırasındaki beslenme şekliniz, hayatınızın diğer dönemlerindeki beslenme alışkanlıklarınızdan çok daha önemlidir. Anadolu Sağlık Merkezi uzmanlarının kanser ve beslenme konusunda sizleri bilgilendirdiği yazıyı okuyabilirsiniz.
- Kanserde Beslenme Bilgileri
- Sağlıklı Beslenme Nedir?
- Tedavi Öncesi Nasıl Beslenmeli?
- Kanser hastaları nasıl beslenmeli?
- Diyetinizi Dengeleyin
- Proteinler
- Karbonhidratlar
- Şeker Kanser Hücrelerini Besler mi?
- Yağlar
- Vitaminler
- Mimerals
- Su
- Yedikleriniz Size Yardımcı mı Oluyor Yoksa Zarar mı Veriyor?
- Tedavi sırasında diyetinizi olumsuz etkileyebilecek yan etkiler
- Kendinizi Tedaviye Hazırlayın
- Kanser Tedavileri ve Beslenme
- Ameliyat
- Ameliyat sonrası beslenme üç adımda planlanmalıdır
- Ameliyat sonrası birkaç öneri
- Radyoterapi
- Kemoterapi
- İmmünoterapi
- Hormon Tedavisi
- Tedavi Gören Hastalarda Kilo Kontrolü
- Kilo Neden Bu Kadar Önemli?
- Kilo Kaybı
- Kilo Kaybı ile Başa Çıkma
- Kilo Alımı
- Kilo Alımı ile Başa Çıkma
- Kanser Hastaları Zayıflama Diyeti Uygulayabilir mi?
- Tedavi sırasında yorgunluk ve nedenleri?
- Yorgunluk Nedenleri
- Yorgunluk ve Beslenme
- Fiziksel Aktivite Yoluyla Enerjik Yaşam
- Tedaviye Bağlı Sindirim Sorunları
- Bulantı ve Kusmanın Kontrol Altına Alınması
- Kabızlık
Tedaviniz sırasında ve sonrasında yeterli ve dengeli beslenme;
- Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar
- Güçlü ve enerjik olmanız gerekir
- Kilonuzu ve vücudunuzda depolanan besinleri koruyun
- Tedaviye bağlı komplikasyonları tolere edebilme yeteneği
- Azaltılmış enfeksiyon riski
- İyileşmenize ve hızla toparlanmanıza yardımcı olur.
Birçok çalışma, kanser tedavisi sırasında iyi beslenen kişilerin kemoterapi, radyoterapi, cerrahi ve biyolojik terapi gibi kanser tedavileriyle ilişkili bazı yan etkilere karşı daha dirençli olduğunu göstermiştir. Tedavi sırasında iyi beslenen kişiler daha yüksek dozda ilacı bile tolere edebilirler.
Kanserde Beslenme Bilgileri
Maalesef kanser hastalarının nasıl beslenmesi gerektiği konusunda herkesin bir "bilgisi" var. Ama sizin de şikayet ettiğiniz şey, herkesin farklı tavsiyeler vermesi ve ne yapacağınızı ya da kime inanacağınızı bilememeniz. Her gün internette, radyoda, televizyonda, gazetelerde ya da arkadaşlarınızdan farklı şeyler duyuyorsunuz ve kafanız karışıyor. Duyduklarınızın bir kısmı doğru, ne yazık ki çoğu yanlış bilgi. Ancak hangisini takip edeceğinizi bilemediğiniz için doğru ile yanlışı ayırt edemiyorsunuz.
Kanser hastaları için sabit bir beslenme programı yoktur. Beslenme programı ya da diğer bir deyişle uygun besinlerin seçilerek yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması herkeste farklılık gösterir. Özellikle kanser hastalarında beslenme, uygulanan tedavilere bağlı olarak ortaya çıkan yan etkilerin türüne ve şiddetine göre değişmektedir. Örneğin tedaviye bağlı gelişebilecek yutma güçlükleri nedeniyle besin değeri yüksek sıvı gıdalar önerilmektedir. Bu bölümde oluşabilecek birçok yan etki ile ilgili beslenme uygulamalarını detaylı olarak inceleyeceğiz.
Beslenme programı yan etkilerin yanı sıra kanserin türüne göre de değişiklik göstermektedir. Bu bölümde bu konularla ilgili aklınızdaki tüm soru işaretlerini sileceğimizi umuyoruz.
Sağlıklı Beslenme Nedir?
Sağlıklı bir yaşamın sağlıklı beslenme ile mümkün olduğunu hepimiz biliyoruz. Peki, sağlıklı beslenme derken neyi kastediyoruz? Sağlıklı beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun ömürlü olması için gerekli olan besin maddelerinin yeterli miktarda alınması ve kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Fiziksel olarak aktif olmak, sağlıklı kiloyu korumak, sigara içmemek, alkol tüketimini mümkün olduğunca sınırlamak ve sağlıklı beslenmek vücudunuzu güçlü ve dinamik tutmak için önemli faktörlerdir.
Sağlıklı beslenme kanser hastaları için çok önemlidir. Protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller gibi ihtiyacınız olan besinleri almanız hastalığınızla savaşmanıza yardımcı olacaktır. Birçok insan kanser tedavisinden sonra uzun yıllar yaşamaktadır. Bu nedenle, sağlıklı beslenmek ve fiziksel olarak aktif olmak, hayatınızın geri kalanını daha dinamik ve sağlıklı kılmak için önemlidir.
Tedavi Öncesi Nasıl Beslenmeli?
Tedaviden önceki ana hedefiniz, tedavinin yapabileceği en olumlu etkiye sahip olması için güçlü kalmaya çalışmaktır. Kanser tedavisinin her aşamasında olduğu gibi bu aşamada da standardize edilmiş bir diyet yoktur. Ancak bu dönemde üzerinde durulması gereken, kişinin kilo durumu ve uygulanacak tedavinin türüdür. Her durumda kişinin ideal kilosunu koruması tedavinin etkinliği açısından çok önemlidir. Zayıf bireyler tedaviye başlamadan önce ideal kilolarına ulaşmayı hedeflemelidir. Kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri, bu bölümde ayrıntılı olarak ele alacağımız beslenmeyi olumsuz etkileyebilecek bir dizi yan etkiye neden olabilir. Bu nedenle bireylerin tedaviye başlamadan önce kilo almaları ve ideal kilolarına ulaşmaları büyük önem taşımaktadır.
Cerrahi müdahale düşünen bireylerin kilo durumu da önemlidir. Cerrahınız daha başarılı bir operasyon geçirebilmeniz için ameliyat öncesinde kilo vermenizi önerebilir. Ancak burada vurgulanması gereken en önemli nokta beslenme tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğidir. Kilo alması ya da vermesi gereken her hasta bir uzman kontrolünde programını sürdürmelidir. Ne yazık ki günümüzde çeşitli internet sitelerinde ya da gazetelerde binlerce farklı diyete rastlamak mümkündür. Unutmayın, bireye uygulanacak beslenme tedavisi kişinin yaşına, cinsiyetine, aktivite faktörüne, sağlık sorunlarına ve fizyolojik ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Gazetelerde ve internet sitelerinde yer alan diyetlerin tamamı genellemedir ve özellikle sağlık sorunları olan kişilerin hayatını tehlikeye atmaktadır.
Peki, sıklıkla karşılaştığımız ve sizin de aklınızda olan ama tam cevabını bulamadığınız soru, herkesin farklı yorumları var:
Kanser hastaları nasıl beslenmeli?
Kanser hastalarında büyük önem taşıyan beslenme kavramı aslında diğer insanların uyması gereken diyetten çok da farklı değildir. Burada önemli olan tedavinin yan etkilerine bağlı olarak yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülmesidir.
Aşağıda tedavi öncesi bireyler için birkaç sağlıklı beslenme önerisi yer almaktadır:
- Günde en az 5 porsiyon farklı renklerde meyve ve sebze yiyin.
- İşlenmiş tahıl ürünleri yerine tam tahıl ürünlerini (kepekli) tercih edin.
- Et, özellikle de işlenmiş ve yağlı et tüketiminizi azaltın.
- Protein tüketiminizi artırın.
- Kemoterapinin zararlı etkilerini en aza indirmek için özellikle tedavi sırasında en az 2 litre su için.
- Besin değeri olmayan şeker ve yağ oranı yüksek gıdalardan kaçının.
Diyetinizi dengeleyin
Diyetinizi çeşitlendirmek, ihtiyacınız olan birçok besini (vitaminler, mineraller, karbonhidratlar, yağlar, proteinler) beslenme açısından en dengeli şekilde almanızı sağlamak için temel bir kuraldır. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri almak kanser hastalarında daha da önemlidir.
Çevrenizdeki insanlar veya bazı sağlık uzmanları tarafından ihtiyacınız olan besinleri almak için hap almanız teşvik edilebilir. Ancak unutmayın, besinleri doğal gıdalardan almak ile haplardan almak arasında büyük bir fark vardır. Dengeli beslenmek vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri sağlayarak sağlık üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabilirken, E ve C vitamini ve folik asit gibi bazı antioksidan ilaçlar bazı kemoterapi ilaçlarının ve radyoterapinin etkilerini engelleyebilir. Bu nedenle, bir multivitamin/mineral preparatı kullanacaksanız, uzman bir sağlık profesyonelinden yardım aldığınızdan emin olun.
Proteinler
Proteinler büyüme, gelişme, hücre yenilenmesi ve sağlıklı bir bağışıklık sisteminin sürdürülmesi için gerekli besinlerdir. Proteinler hücre yenilenmesinde, hormon ve enzim üretiminde görev alır. Protein alımının yetersiz olduğu durumlarda iyileşme süreci uzar ve vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır. Kanser hastaları ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi gibi işlemlerden zarar gören hücreleri iyileştirmek ve enfeksiyona karşı korunmak için daha fazla proteine ihtiyaç duyarlar.
Kanser hastaları ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi gibi işlemlerden zarar gören hücreleri iyileştirmek ve enfeksiyona karşı korunmak için daha fazla proteine ihtiyaç duyarlar.
Karbonhidratlar
Gıdalarda yaygın olarak bulunan karbonhidratların temel görevi vücuda enerji sağlamaktır. Vücut, çalışması için ihtiyaç duyduğu kalorinin %50-60'ını karbonhidratlardan sağlar. Ekmek, makarna, baklagiller ve tahıllar karbonhidrat kaynaklarıdır ancak bu gıdalardaki karbonhidratlar kompleks yapıdadır ve sağlık açısından basit karbonhidratlara tercih edilmelidir. Bal, pekmez, beyaz veya esmer şeker basit karbonhidratlardır ve yüksek kalori içerirler. Sadece kalorileri yüksek değildir, aynı zamanda besin değerleri de düşündüğünüz kadar yüksek değildir. Yüksek düzeyde basit karbonhidrat tüketmek, vücudun pankreas tarafından salgılanan insülin hormonuna karşı direnç geliştirmesine neden olabilir. İnsülin hormonunun ana işlevi, kandaki şekeri hücrelere götürerek vücudun enerjiye dönüştürmesini sağlamaktır. Hücrede insüline karşı bir direnç gelişirse kandaki şeker hücre içine giremez, kan şekeri yükselir ve vücut şekerden enerji sağlayamaz. Şeker yüksek kalori içermesi ve insülin direncine neden olması nedeniyle kanser hastaları da dahil olmak üzere tüm bireylerin tüketimini sınırlandırması gereken bir besindir. Şekerin vücut üzerindeki bu iki olumsuz etkisi nedeniyle obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıklarına neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle karbonhidrat ihtiyacınızı tam tahıllı ürünlerden (tam buğday ekmeği, makarna, bulgur pilavı, kuru fasulye, mercimek, nohut vb) karşılamanız sağlık açısından daha faydalıdır.
Şeker Kanser Hücrelerini Besler mi?
Yüksek miktarda şeker ve şekerli gıda tüketen bireyler, bu gıdalarla kendilerini doyurarak besin değeri yüksek gıdaları yeterince tüketemezler. Şeker ve şekerli gıdaların besin değeri çok düşüktür.
Tedavi sırasında ana hedefleriniz enerjik kalmak ve ideal kilonuzu korumak için yeterli kalori ve besin almak olmalıdır. Kilo veriyorsanız ve yeterli kalori alamıyorsanız, kilo alımını sürdürmek için günlük diyetinize şeker gibi yüksek kalorili gıdaları dahil etmek sağlığınız için faydalı olabilir.
Ancak kilonuz ideal ve sabitse ya da obeziteye doğru kilo alıyorsanız şeker ve şekerli gıdaların tüketimi önerilmemektedir.
Şeker doğrudan kansere neden olmadığı gibi kanser hücrelerinin büyümesine de neden olmaz!
Sonuç olarak şeker, kanser hücrelerini beslediği için değil, hiçbir besin değeri olmadığı için kanser hastalarına önerilmemektedir.
Yağlar
Yağlar, kanser hastalarının dikkatli tüketmesi gereken besinlerden biridir. Katı ve sıvı yağların eşit kaloriye sahip olduğunu unutmayın. Ancak katı yağlar (tereyağı, kuyruk yağı vb.) doymuş yağ oranı yüksektir ve kolesterol seviyelerinin yükselmesine neden olur. Sıvı yağlar kolesterol içermez ve kolesterol düşürücü etkisi olan doymamış yağlar açısından zengindir. Yağlar, karbonhidrat ve proteinlerin iki katından daha fazla kalori içerdiğinden, vücuda yüksek kalori sağlayarak kilo alımına neden olabilir. Bu nedenle günlük beslenmede yüksek yağlı gıdalardan kaçınmak sağlık açısından önemlidir.
Vitaminler
Genel olarak vücudun karbonhidrat, protein ve yağlardan elde ettiği enerjiyi (kalori) kullanmasını sağlarlar. Yeterli ve dengeli beslenen bireyler ihtiyaç duydukları tüm vitaminleri besinler yoluyla karşılarlar. Ancak kanser tedavisi sırasında yeterli ve dengeli beslenmek her zaman mümkün olmayabilir. Böyle dönemlerde doktorunuzun veya diyetisyeninizin önerileri doğrultusunda bir multivitamin preparatı kullanabilirsiniz.
Mineraller
Vücut işleyişinde önemli bir role sahip olan mineraller ilk bölümde detaylı olarak ele alınmıştı. Genel olarak yeterli ve dengeli beslenen bireyler vücutlarının ihtiyacı olan mineralleri karşılamakta zorluk çekmezler. Ancak kemoterapi ve ameliyat gibi kanser tedavileri vücudun depoladığı vitamin ve mineralleri tüketebilir. Bu nedenle, kanser tedavisi görüyorsanız ve yan etkiler nedeniyle yeterli beslenemiyorsanız, vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılamak için doktorunuzdan veya diyetisyeninizden multivitamin/mineral desteği konusunda yardım isteyebilirsiniz.
Su
Su, oksijenden sonra insan yaşamı için en önemli elementtir. İnsanlar yiyecek olmadan haftalarca hayatta kalabilmelerine rağmen, su olmadan sadece birkaç gün yaşayabilirler. Kanser tedavisine bağlı olarak gelişebilecek kusma ve ishal vücudunuzdan fazladan su kaybetmenize neden olur. Bu nedenle günde 8-10 bardak su içmek susuz kalmanızı engeller. Kemoterapi sırasında da kemoterapötik ilaçların vücut üzerindeki zararlı etkilerini en aza indirmek için su içmek çok önemlidir. Su içmek, vücudunuzda görevini tamamlamış kemoterapi ilaçlarının size zarar vermeden atılmasını sağlar.
Yaşam için elzem olan suyun vücuttaki işlevleri:
- Yediğimiz besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınması,
- Hücrelerin, dokuların, organların ve sistemlerin işleyişi,
- Metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve atılması,
- Vücut ısısı kontrolünün sağlanması,
- Eklemlerin yağlanmasının sağlanması,
- Çeşitli biyokimyasal olayların oluşumu,
Bir yetişkin günde ortalama 10 bardak su kaybeder ve kaybedilen bu suyun yerine konması gerekir. Her ne kadar sıvı ihtiyacımızı diğer içeceklerden karşıladığımızı düşünsek de çay ve kahve gibi içecekler aslında idrar söktürücüdür ve vücudumuzun ihtiyacı olan suyu kaybetmesine neden olur. Çay ve kahve gibi içeceklerin günlük tüketimi sınırlandırılmalı ve vücudun sıvı ihtiyacı sudan karşılanmalıdır. Günlük 8-10 bardak su tüketimi sıvı ihtiyacımızı karşılar.
Yedikleriniz Size Yardım mı Ediyor Yoksa Zarar mı Veriyor?
Kanser tedavisi gören birçok hasta, kanseri yiyeceklerle tedavi edebileceğine inanır. Bu nedenle sıklıkla bazı özel gıdalar ya da bitkisel karışımlar tüketirler. Ancak bu uygulamanın sağlık üzerindeki etkileri bilinmemektedir. Ne yazık ki hiçbir gıda kanser hücrelerini yok etme yeteneğine sahip değildir. Ancak bazıları tedavinin yan etkileri üzerinde olumlu etkiye sahipken, bazıları da kansere yakalanma riskini azaltmaktadır. Kanser hastasının beslenmesindeki amaç, vücudun ihtiyaç duyduğu enerji ve besin öğelerini karşılayarak yan etkilere karşı daha dirençli, daha enerjik ve enfeksiyonlarla daha iyi mücadele edebilen bir bağışıklık sistemi oluşturmaktır. Hiçbir koşulda kanser hücrelerini besinlerle yok etmek ya da belirli besinleri tüketmeyerek onları aç bırakarak öldürmek mümkün değildir.
Kanserin teşhisi, önlenmesi ve tedavisinde alternatif ve tamamlayıcı tıp terimlerini duymuş olabilirsiniz. Peki bu yöntemlerin ne kadar güvenli olduğunu biliyor musunuz?
Kanıtlanmış tedaviler, bir dizi titiz çalışma sonrasında güvenli ve etkili olduğu tespit edilmiş olanlardır. Bu çalışmalar sonucunda kullanılacak tedavi yöntemleri veya ilaçlar FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylanır ve kabul edilir. Üzerinde çalışılan ilaç ya da tedavi yönteminin insanlar için güvenli ve etkili olup olmadığını görmek için öncelikle klinik deneyler yapılır. İlaç insanlar üzerinde kullanılmadan önce laboratuvarlarda ve hayvanlarda çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar sonrasında geliştirilen ilaç veya tedavi yönteminin güvenli olduğu sonucuna varılırsa, ilacın hasta bireyler üzerindeki etkisi incelenir. Eğer ilacın hasta bireyler üzerinde olumlu bir etkisi varsa FDA kullanımına onay verebilir.
Tamamlayıcı terimi, etkinliği kanıtlanmış tedavilere ek olarak uygulanan tedavileri ifade eder. Stresi azaltmak için meditasyon yapmak buna bir örnektir. Tamamlayıcı yöntemler hastalığı iyileştirmeye yönelik değildir, ancak semptomları ve refahı iyileştirmek için kullanılabilir.
Alternatif yöntemler kanseri iyileştiren tedaviler olarak tanımlanır. Ancak bu yöntemlerin etkinliği ya kanıtlanmamış ya da yetersiz çalışmalar nedeniyle etkisiz bulunmuştur. Kanıtlanmış tedaviler yerine alternatif tedavi alıyorsanız, uygunsuz veya etkisiz tedavi sonucunda zarar görebilirsiniz.
Tedavi sırasında diyetinizi olumsuz etkileyebilecek yan etkiler
Tedavi sırasında tek odak noktanız kanserle savaşmak olmalıdır. Sağlıklı beslenmek bu mücadelede güçlü kalmanıza yardımcı olacak ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri size sağlayacaktır. Ancak tedavi sırasında, tedaviye bağlı olarak ortaya çıkabilecek bazı yan etkiler beslenmenizi olumsuz etkileyebilir. Sağlık uzmanları tedavi öncesinde size tedavinin türü ve olası yan etkiler hakkında bilgi verecek olsa da bu yan etkiler kişiden kişiye değişmektedir. Bazı hastalar hiçbir yan etki yaşamayabilirken, diğerleri birkaç spesifik yan etkiyi daha yoğun yaşayabilir. Ne tür yan etkiler yaşayabileceğinizi ve bunların ne kadar şiddetli olabileceğini etkileyen birçok faktör vardır. Bu faktörler arasında kanser türü, tedavi edilen bölge, tedavinin türü ve uzunluğu ve tedavi dozu yer alır.
Kendinizi tedavi için hazırlayın
Tedaviye başlayana kadar, tedavinin sizi etkileyip etkilemeyeceğini veya etkilerse nasıl etkileyeceğini tam olarak bilemezsiniz. Kendinizi tedaviye hazırlamanın en iyi yolu, bunu "kendinize ve iyileşmenize konsantre olacağınız" bir zaman olarak düşünmektir.
İşte hazırlanmanın birkaç yolu:
Olumlu düşünün:
- Olumlu bir tutum sergileyerek, nasıl hissettiğiniz hakkında konuşarak ve kanser ve tedavi hakkında daha bilgili hale gelerek tedaviyle ilgili komplikasyonlar hakkındaki endişenizi azaltabilirsiniz. Sonuç olarak, tedavinin olası komplikasyonlarıyla başa çıkmak için bir planınızın olması, kendinizi daha fazla kontrol altında hissetmenize ve tedaviye olan hevesinizi korumanıza yardımcı olacaktır.
- Birçok insan için tedaviden kaynaklanan olası komplikasyonların yemek yeme üzerinde çok az etkisi vardır veya hiç etkisi yoktur. Yemek yemenizi engelleyen komplikasyonlar geliştirseniz bile, bunlar hafiftir ve çoğu kanser tedavisinden sonra ortadan kalkacaktır. Olası komplikasyonları kontrol altına almak için ilaçlar da mevcuttur.
Sağlıklı beslenme
- Sağlıklı beslenme insan vücudunun en iyi şekilde çalışması için hayati önem taşır.
- Sağlıklı bir diyet uygularsanız gücünüzü korur, vücut dokularının aşınmasını ve yıpranmasını önler, dokularınızı yeniler ve tedavi sırasında enfeksiyona karşı direncinizi korursunuz.
- Sağlıklı beslenen kişiler, tedavinin olası komplikasyonlarıyla her zaman daha iyi başa çıkabilirler. Aslında, bazı kanser tedavileri yeterli ve dengeli beslenen bireylerde daha etkilidir.
Kanser Tedavileri ve Beslenme
Ameliyat
Cerrahi, kanser hücrelerinin ve çevre dokunun çıkarılması olarak tanımlanır. Ameliyattan sonra tedavi kemoterapi ve/veya radyoterapi ile desteklenebilir veya tümörü küçültmek için ameliyattan önce radyoterapi ve/veya kemoterapi verilebilir. Onkoloğunuz çeşitli tetkiklere dayanarak bir tedavi planına karar verecektir. Ameliyattan sonra yaralarınızın iyileşmesi için daha fazla protein ve kaloriye ihtiyaç duyarsınız. Birçok kişi ameliyattan sonra ağrı ve yorgunluk yaşar ve ihtiyaç duydukları besinleri alamayabilir. Ağız, yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsak gibi belirli organların herhangi bir kısmı cerrahi olarak çıkarılırsa, vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri kullanma yeteneğinde değişiklikler olabilir. Ameliyattan önce, kırmızı kan hücrelerini etkileyen, kanı incelten veya pıhtı oluşumunu teşvik eden herhangi bir vitamin takviyesini (B6, folik asit, B12, E vitamini, K vitamini, omega-3, sarımsak, zencefil) almayı bırakmanız önerilir.
Ameliyat sonrası diyet üç adımda planlanmalıdır;
İlk adımda kolay sindirilebilen sıvı gıdalar tercih edilmelidir. Bulantı, kusma veya ishaliniz varsa sıvı gıdaları katı gıdalara göre daha iyi tolere edebilirsiniz. İlk adımdaki sıvı gıdalar, ameliyat sonrası bağırsaklarınızı çok fazla yormayan, günde yaklaşık 500 kaloriden oluşan bir diyetten oluşur. Buna su, limonata, açık çay, meyve suları (süzülmüş), süzülmüş sebze çorbaları gibi gıdalar dahildir. Bu diyet uzun süre ihtiyacınızı karşılayamayacağı için aksi belirtilmedikçe ameliyattan sonraki ikinci gün ikinci basamağa geçebilirsiniz.
İkinci adımda ise ilk adımdaki besinlere ek olarak pirinç pilavı, her türlü meyve suyu, muhallebi, beyaz ekmek, ızgara et, tavuk, balık, süt gibi besinlere yer verilir. Kolay sindirilmedikleri için gaz yapan karnabahar, lahana gibi sebzeler, bulgur pilavı, kuru baklagiller ve kepekli ekmek gibi posalı besinlerin yanında tüketilmemelidir.
Üçüncü adım normal beslenmeyi içerir.
Ameliyat sonrası birkaç öneri:
- Yiyecek ve içeceklerinizin kolay sindirilebilir ve yağ oranı düşük olmasına dikkat edin. Posalı gıdaların sindirimi zor olduğu için bir süre posalı gıdaları tercih etmeyin.
- Gaz yapan yiyeceklerden kaçının (baklagiller, karnabahar, turp vb.)
- Gün içinde sıvı kaybını önlemek için sıvı tüketiminizi artırın.
- Öğün sayısını artırarak az ve sık beslenin.
- Yemek için acıkana kadar beklemeyin, öğünleriniz için belirlediğiniz saatlerde yiyin ve öğün atlamamaya çalışın.
- Sağlık personelinin gözetimi altında mümkün olan en kısa sürede günlük aktivitelerinize dönmeye çalışın. Yatakta gerekenden daha uzun süre kalmayın.
- Proteinler, gücünüzü yeniden kazanmanıza ve yeni hücreler inşa etmenize yardımcı olan besinlerden biridir. Bu nedenle yumurta, et ve süt ürünleri tüketiminizi artırabilirsiniz.
- Ameliyattan sonra yeterli miktarda C vitamini, demir, kalsiyum, magnezyum ve potasyum aldığınızdan emin olun.
Radyoterapi
Radyoterapide kanserli bölgeye radyasyon uygulanarak kanser hücrelerinin büyümesi ve bölünmesi engellenir. Radyasyonun kanserli hücrelerin yanı sıra bu hücreleri çevreleyen sağlıklı dokular üzerinde de bazı etkileri olabilir. Ancak bu dokuların birçoğu kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir.
Kanserli hastalar genellikle 2 ila 9 hafta boyunca haftada 5 gün radyoterapi alırlar. Tedaviye bağlı olarak ortaya çıkabilecek yan etkiler, tedavi edilecek bölgeye, bölgenin büyüklüğüne, uygulanacak toplam doza ve tedavi sayısına bağlı olarak değişmektedir. Baş ve boyuna uygulanan radyoterapi ağızda kızarıklık ve tahriş, ağız kuruluğu, çiğneme güçlüğü, tat kaybı, bulantı ve kusmaya neden olabilir. Göğse uygulanan radyoterapi yutma güçlüğüne neden olabilir. Mide veya karın bölgesine radyasyon tedavisi alıyorsanız bulantı, kusma veya ishal yaşayabilirsiniz.
Komplikasyonlar genellikle tedavinin ikinci veya üçüncü haftasında başlar ve tedavinin 2/3'ü tamamlandıktan sonra zirveye ulaşır. Komplikasyonların çoğu radyoterapi bittikten sonra iki ila üç hafta içinde ortadan kalkacaktır (bazıları daha uzun sürebilir).
Kemoterapi
Kemoterapi, hızla çoğalan hücreleri öldürmek üzere tasarlanmış çok güçlü ilaçların vücuda verilmesiyle uygulanır. İlaçlar genellikle damardan ve ağızdan verilir. Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerine zarar verirken, yararlı hücrelere de zarar verir. Kemik iliği, saç ve sindirim sistemini kaplayan mukoza kemoterapi ilaçlarının en çok zarar verdiği bölgelerdir. Kemoterapi ilaçlarının bu bölgelerde yarattığı tahribat sonucunda birçok yan etki ortaya çıkabilir. Yan etkiler kemoterapi ilacına, nasıl alındığına ve verilen doza bağlı olarak değişir. Kemoterapi genellikle iştahsızlık, tat ve koku alma duyularında değişiklikler, ağız yaraları, bulantı, kusma, kabızlık, ishal, halsizlik, beyaz kan hücrelerinde azalma (beyaz kan hücrelerinde azalma enfeksiyon riskini artırır) ve kiloda değişikliklere (artış veya azalış) neden olur. Bu tür yan etkiler optimum beslenmenizi olumsuz etkileyebilir ve gücünüzün azalmasına yol açabilir. Aşağıdaki bölümlerde bu yan etkilerle nasıl başa çıkacağınıza dair bilgiler bulacaksınız.
İmmünoterapi
Biyolojik tedavi olarak da adlandırılan immünoterapi, kanserle savaşmak için vücudun doğal bağışıklık sisteminin uyarılmasıdır. İmmünoterapi bazen tek başına veya adjuvan olarak (başka bir tedaviyle birlikte veya sonrasında) kullanılır. Araştırmacılar, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tespit etmesini ve kanser hücrelerini yok etmek için bağışıklık tepkisini güçlendirmesini sağlayan farklı immünoterapi türleri geliştirmiştir.
İmmünoterapi ile ilişkili yan etkiler tedaviden tedaviye değişir. İmmünoterapi genel olarak ateş, yorgunluk, halsizlik ve iştahsızlık gibi yan etkilere neden olurken, diğer kanser tedavilerinde olduğu gibi immünoterapi alan bireylerin protein ve enerji gereksinimleri artmaktadır. Bu yan etkiler sonucunda yetersiz besin tüketen bireyler kilo kaybedebilir ve halsizlik devam ettikçe malnütrisyon dediğimiz yetersiz beslenme durumu ortaya çıkabilir. Malnütrisyon beklenen iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir.
Kilo verme grafiğiniz varsa, yüksek kalorili ve proteinli yiyecekleri tercih edin. Sıvı ve besin değeri yüksek bir diyet, yorgunluk ve dehidrasyonu önlemeye yardımcı olabilir. Mide bulantısı ve kusma yaşıyorsanız, kendinizi yemek yemeye zorlamayın. Dehidrasyonu önlemek için su, meyve suyu ve ayran içmeyi deneyebilirsiniz.
Hormon tedavisi
Belirli hormonlar, özellikle meme ve prostat kanserleri olmak üzere belirli kanser türlerinin gelişmesine ve ilerlemesine neden olabilir. Hormon tedavisi, çeşitli ilaçlar yoluyla bu hormonların üretimini veya aktivitesini bloke ederek veya hormonu salgılayan bezleri cerrahi olarak çıkararak uygulanabilir. Hormon tedavisi kanser hücrelerini öldürebildiği gibi büyümelerini de yavaşlatabilir.
Bazı hormon tedavileri sıvı tutulmasına, iştah artışına ve kilo alımına neden olabilir. Diğer hormon tedavileri hafif bulantı ve yorgunluğa neden olabilir. Hormon tedavisi gören kanser hastaları ideal kilolarını korumak için bir beslenme ve diyet uzmanından yardım almalıdır.
Hormon tedavisinin yan etkileriyle başa çıkmak için:
- Su tutulmasını önlemek için yemeklere eklediğiniz tuz miktarını azaltın ve masada tuzluk kullanmaktan kaçının.
- Bu tedavi iştahınızı uyaracaktır, bu nedenle yüksek kalori alımından kaçının, düzenli aktivite yapın ve kilonuzu koruyun.
- Hormon tedavisi sırasında kalsiyumun kemik kütlesini ve yoğunluğunu koruyup koruyamayacağını doktorunuza ve diyetisyeninize sorun.
- Soya ve soya ürünleri, insan vücudunda üretilen doğal östrojen hormonu gibi hareket eden fitoöstrojen kaynaklarıdır. Bu ürünler hakkında bilgi almak için diyetisyeninize danışın.
- Hormon tedavisi sırasında yaşadığınız yan etkilerin geçici ve sadece tedavi sırasında olduğunu unutmayın.
Tedavi Gören Hastalarda Kilo Kontrolü
Tedavi gören hastaların çoğunda kilo alımı veya kilo kaybı gözlenir. Tedavi gören kanser hastalarının aşırı kilolu ya da zayıf olmasının tedavinin etkinliğini doğrudan etkilediği artık biliniyor. Bu nedenle kanser hastalarının kilolarına dikkat etmeleri çok önemlidir.
Kilo neden bu kadar önemli?
Tedavi gören hastalar, sağlık uzmanları tarafından aksi belirtilmedikçe kilolarını korumalıdır. Kanser ve tedavisi kilo alımına, kilo kaybına ve yetersiz beslenmeye neden olabilir. Birçok kişi teşhis konur konmaz iştah kaybı yaşarken, kanser tedavileri de iştahınızı olumsuz etkileyebilir.
Kilo Kaybı:
Kilo kaybına çeşitli faktörler neden olabilir:
- Mide-karın bölgesindeki tümörlerden kaynaklanan baskı,
- Özellikle baş ve boyun kanserleri için tedavi,
- Depresyon gibi psikolojik nedenlere bağlı iştah kaybı,
- Kansere yönelik tedaviler. Örneğin, ameliyat birkaç hafta süren kilo kaybına neden olabilirken, immünoterapi ciddi kilo kaybına neden olabilir.
- Bulantı ve kusma gibi tedavilerin yan etkileri.
Kilo kaybı yorgunluk ve halsizliğin yanı sıra bağışıklık sisteminin zayıflamasına da neden olabilir. Bağışıklık sisteminiz zayıflarsa, enfeksiyonlara karşı daha duyarlı olursunuz. Her kemoterapi seansından önce sizden alınan kan örnekleri, bağışıklık sisteminin belirli unsurlarının seviyelerinde bir düşüş olduğunu gösteriyorsa, o gün kemoterapi alamazsınız. Bu nedenle tedavi bir süre ertelenir. Sağlıklı kilosunu koruyan, yeterli ve dengeli beslenen kişiler bu tür durumlara karşı her zaman daha az risk altındadır.
Kilo kaybı ile başa çıkma
Kilo kaybı, iştahsızlığınız nedeniyle yetersiz gıda tüketiminden kaynaklanır. Tedaviniz sırasında kilo kaybı yaşarsanız, her bir ila iki saatte bir küçük porsiyonlarda yemek yemeye çalışın. Acıktığınızı hissettiğiniz anda yemek için buzdolabınızda yüksek kalorili, yüksek proteinli yiyecekler bulundurmanız faydalı olacaktır.
Aşağıdaki birkaç öneriyi aklınızda bulundurun:
- Kanser tedavisi gören bazı hastalar yağ ve yağlı yiyeceklerin tadını sevmeyebilir. Bu gibi durumlarda yağsız veya az yağlı yoğurt, peynir, yumurta ve yağsız et gibi yüksek proteinli, az yağlı yiyecekler yemelisiniz.
- Kalori alımını artırmak için %100 meyve ve sebze suları, kuru meyveler tüketebilirsiniz.
- Stresi azaltmak ve iştahınızı artırmak için hafif fiziksel aktivite yapabilirsiniz.
İşte iştahsızlığınızı engellemek için birkaç pratik öneri:
- Sevdiğiniz yüksek kalorili yiyecekleri yiyin.
- Küçük, sık öğünler yemeye çalışın.
- Şişkinliğe neden olabileceğinden yemek sırasında sıvı içmeyin.
- Aileniz veya sevdiklerinizle birlikte hoş bir ortamda yemek yemeye çalışın.
- Yemek pişerken mutfağa girmeyin, çünkü yemek kokusu iştahınızı bastırabilir.
- Yemeklerden en az yarım saat önce 5-10 dakika egzersiz yapın, bu iştahınızı açacaktır.
- Yemek sırasında her türlü stresten kaçınmaya çalışın.
- Yemekleri daha şık bir şekilde servis etmek iştahınızı artırabilir. Unutmayın: "İyi bir yemek önce gözlerle, sonra burunla ve son olarak da ağızla yenir."
- Kendinizi iyi hissettiğiniz anları kullanın ve zengin bir yemek yiyin. Birçok insan sabahları daha iştahlıdır çünkü daha dinlenmişlerdir.
- Tedaviden hemen sonra yemek yemeyin.
- Mümkünse yatmadan önce bir şeyler yemeye çalışın. Bu, bir sonraki öğünde iştahınızı etkilemeyecektir.
- Çok fazla çiğnenerek yutulan yiyecekler daha az besin almanıza neden olacaktır, bu nedenle bu tür yiyeceklerden mümkün olduğunca kaçının.
Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini yaşarsanız doktorunuza başvurun:
- Mide bulantısı
- Bir veya daha fazla gün boyunca yemek yiyememe
- 2,5 veya daha fazla kilo kaybı
- Yemek yerken ağrı
- Bütün gün boyunca idrar yapma zorluğu
- İki gün veya daha uzun süreli bağırsak yetmezliği
- Keskin kokulu veya koyu sarı renkli düzensiz idrar yapma
- Kusma ataklarının 24 saatten uzun sürmesi
Kilo Alımı
Özellikle meme kanseri hastaları tedavi sırasında ve sonrasında kilo alırlar. Kilo alımı genellikle tedavinin neden olduğu iştah artışı ve vücutta sıvı tutulumu nedeniyle aşırı yemekten kaynaklanır. Ayrıca tedavinin kendisi (kemoterapi, kortikosteroidler, tamoksifen), yetersiz aktivite, strese bağlı aşırı yeme ve tedaviye bağlı menopoz da kilo alımına neden olabilir.
Kilo alımı ile başa çıkma
Sağlıklı bir beslenme programı kalori ihtiyacınızı karşılar ve fazla kalori alarak kilo almanızı önler. Ayak bileklerinizde şişlik varsa, bunun nedeni muhtemelen ödemdir. Bu nedenle günlük tuz tüketiminizi azaltmalısınız. Kilo alımını önlemek için düzenli fiziksel aktivite size büyük fayda sağlayacaktır.
Obezite, meme ve kolorektal gibi diğer birçok kanser türü için bir risk faktörüdür. Birçok çalışma, kanser teşhisi konulan birçok hastanın aşırı kilolu olduğunu göstermiştir. Ayrıca meme kanseri olan obez kadınlarda nüks oranının ideal kilodaki kadınlara göre %25 daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, kanser hastaları da dahil olmak üzere tüm insanlarda kilo almaktan kaçınılmalıdır.
Kanser Hastaları Zayıflama Diyeti Uygulayabilir mi?
Halk arasında "diyet" denildiğinde akla gelen ilk şey aç kalmaktır. Bunun nedeni hemen her gün çeşitli gazete, dergi ve internette sıkça rastladığımız düşük kalorili diyetlerdir. Ancak bu tür diyetler sağlığı olumsuz etkilemektedir. Kanser hastaları da kilo verme diyeti uygulayabilir. Ancak bu bireylerde uygulanacak diyetler çok dikkatli oluşturulmalıdır. Çünkü burada öncelikli amaç kalori ve besin öğesi gereksinimlerinin karşılanarak kişinin vücut direncinin korunmasını sağlamaktır. Bu nedenle özellikle kanser hastaları kilo vermek istiyorlarsa bir beslenme ve diyet uzmanından yardım almalıdırlar.
Kiloyu korumak veya kaybetmek için birkaç pratik ipucu:
- Öğün atlamayın, üç ana ve üç ara öğün olmak üzere günde altı öğün yiyin.
- Şeker ve tatlı tüketimini azaltın.
- Lif alımınızı artırın (aksi belirtilmedikçe).
- Sebze ve meyve tüketimini artırın.
- Az yağlı yiyecekler tüketin.
- Sıvı tüketimini artırın.
- Etli sebze yemeklerine yağ eklemeyin.
- Kırmızı et yerine beyaz et tercih edin.
- Yağda kızartma yerine buharda, fırında, haşlama ve ızgara yöntemlerini tercih edin.
- Aktiviteye önem verin. Günlük aktiviteleri (merdiven çıkmak, araba yıkamak vb.) atlamayın.
- Etiket okuma alışkanlığı edinin.
Tedavi sırasında yorgunluk ve nedenleri?
Yorgunluk, kanser tedavisi sırasında en sık görülen yan etkilerden biridir ve her 10 hastadan 9'u yorgunluk yaşayabilir.
Her şeyden önce yorgunluk, günlük hayatınızın koşuşturmacasına bağlı olarak gelişen yorgunluktan farklıdır. Aşağıda yorgunluk belirtilerinden bazıları verilmiştir:
- Hiç enerjiniz yokmuş gibi hissetmek
- Normalden daha fazla uyumak
- Normal aktiviteleri yapmak bile istememek
- Kişisel görünümünüze özen göstermemek
- Uykudan sonra bile yorgun hissetmek
- Konsantrasyon güçlüğü
- Azalmış cinsel istek
- Sinirli ve sabırsız olmak
Bazı kişilerde yorgunluk tedavinin bitimiyle sona ererken, diğerlerinde birkaç ay sürebilir. Tedaviye bağlı yorgunluk sizi günlük hayatınızdaki birçok aktiviteden alıkoyabilir.
Yorgunluğun Nedenleri
Tedavi sırasındaki yorgunluk kanserin kendisinden kaynaklanabileceği gibi kanserin tedavisinden de kaynaklanabilir. Tedavi sırasında hücreler hızla büyür ve ölür. Bu süreç sırasında vücut, hasarlı hücreleri yenilemek için normalden daha fazla çalışır, daha fazla enerji harcar ve bu da yorgunluğa neden olur.
Tedaviye bağlı olarak aşağıdakiler meydana gelebilir:
- Birçok kemoterapi ilacı, kemik iliği gibi hızla çoğalan hücrelere zarar vererek yorgunluğa neden olabilir ve ayrıca kırmızı kan hücrelerini etkileyerek anemiye veya kırmızı kan hücrelerinde normalin altında bir azalmaya neden olabilir. Yorgunluk aneminin en belirgin belirtisidir. Yorgunluğunuz anemiden kaynaklanıyorsa, kan transfüzyonu veya epoietin alfa adı verilen bir ilaç alarak giderilebilir. Bu ilaç vücudunuzda kırmızı kan hücrelerini sentezleyen hormona benzer ve daha fazla kırmızı kan hücresi yapılmasına yardımcı olur.
- Radyasyon da kemoterapi gibi hızla çoğalan hücreleri etkileyerek anemiye neden olabilir. Ancak radyoterapiye bağlı anemi, kemoterapiye bağlı anemiden daha az yaygındır. Yorgunluk tedaviden birkaç hafta sonra geçebilir veya birkaç ay sürebilir.
- Biyolojik tedavi zihinsel yorgunluğa neden olabilir.
- Hormonal tedavi geçici yorgunluğa neden olabilir.
Yorgunluğa neden olan diğer faktörler:
- İştahsızlık, bulantı ve kusma gibi tedaviye bağlı yan etkiler nedeniyle yetersiz beslenme de yorgunluğa neden olabilir.
- Kusma ve ishale bağlı dehidrasyon (su kaybı), hücrelerin normal şekilde çalışmasına yardımcı olan sodyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerde dengesizliğe neden olabilir.
- Kanser hücreleri besinler için diğer sağlıklı hücrelerle rekabet edebilir. Bu durum sağlıklı hücrelerin büyümesini engelleyerek yorgunluğa, kilo kaybına ve iştahsızlığa neden olabilir.
- Ağrı kendinizi bitkin hissetmenize neden olabilir.
- Tedavinin yan etkilerini önlemek için verilen ilaçlar da yorgunluğa neden olabilir.
- Stres, depresif bir tutum veya yeterince uyumamak yorgunluğa neden olabilir.
Yorgunlukla mücadele edin
Halsizliğinizin nedeni tespit edilirse, sağlık uzmanınız size uygun tedaviyi sağlayacaktır. Yorgunluğunuzu hafifletmek için diyetinizi ayarlamanız, stresi azaltmanız ve fiziksel aktivite seviyenizi artırmanız gerekebilir. Yorgunlukla başa çıkmak için:
- Önemli zamanlarda enerjinizi korumak için kendinize dinlenme zamanı planlayın.
- Yorgunlukla mücadele etmek için hafif esneme hareketleri ve egzersiz yapın.
- Egzersizi tek seferde yapmak yerine gün içinde birkaç kez yapmaya çalışın.
- Yeterince dinlenin ve uyuyun.
- Anemiye bağlı yorgunluk geçicidir ve kan seviyeleriniz normale döndüğünde kaybolacaktır.
- Ev ve günlük işlerde aile üyelerinden yardım isteyin.
- Her gün hafif bir yürüyüş yapmaya çalışın.
Eğer 24 saatten fazla yataktan çıkamıyorsanız, kendinizi enerjik hissetmiyorsanız veya yorgunluğunuz artıyorsa doktorunuzu arayın.
Yorgunluk ve Beslenme
Yorgunluk yetersiz beslenmeye bağlı olarak da gelişebilir. Bu durumda ihtiyacınız olan besinleri alarak yorgunluğunuzu hafifletebilirsiniz.
Tedavi sırasında kilonuz değişmiyorsa, kilogram başına yaklaşık 30-35 kalori almanız gerekirken, kilo veriyorsanız 500 kalori eklemeniz gerekir.
- Proteinler dokuları iyileştirmek ve yenilemek için çalışır. Hayvansal kaynaklı gıdalardan alınan proteinler, protein ihtiyacınızı karşılamanıza yardımcı olacaktır. Bir yumurta, 1 köfte et (30g) ve 1 bardak süt (200ml) ortalama 6g protein içerir.
- İhtiyacınız olan vitamin ve mineralleri gıdalardan almak en güvenlisidir. Ancak tedavinin yan etkileri nedeniyle yeterli gıda tüketemiyorsanız doktorunuzla ilaç desteği (multivitamin/mineral) hakkında konuşabilirsiniz. Kusmayı önlemek için multivitaminleri mutlaka yemeklerle birlikte alın.
- Günde ortalama 8-10 bardak sıvı içmek dehidrasyonu önleyecektir. Ancak kusma, ishal ve ateşiniz varsa içtiğiniz sıvı miktarını artırın. Su, meyve suyu ve ayran sıvı alımı için iyi seçeneklerdir. Kahve ve çay gibi içecekler vücudunuzun su kaybetmesine yol açarak sıvı kaybetmenize neden olur.
Fiziksel aktivite ile enerjik yaşam
Tedavi sırasında fiziksel olarak aktif olmak istemeyebilirsiniz veya kanser ve kanser tedavileri sizi yatağa hapsedebilir. Ancak yetersiz fiziksel aktivite enerjinizi azaltabilir ve kendinizi yorgun hissetmenize neden olabilir. Yapabildiğiniz kadar hafif aktivite, yorgunluk, bulantı ve ağrıyı azaltırken stres hormonlarının seviyelerini düşürerek anksiyete ve depresyon üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Çok hafif bir aktivite bile iştahınızı artırır, bağırsak hareketlerini düzenler ve sindirim sorunları üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.
Aktiviteye başlamadan önce aşağıdaki birkaç noktayı göz önünde bulundurun.
- Aktivitenizle ilgili herhangi bir kısıtlama olup olmadığını sağlık uzmanınıza sorun.
- Aşırıya kaçmayın. Çok hafif bir seviyede başlayabilir ve kendinizi zorlamadan kademeli olarak artırabilirsiniz.
- Yüzme, yürüyüş ve bisiklete binme gibi sporlar diğer aktivitelere göre daha güvenlidir ve yaralanma riski daha düşüktür.
Tedaviye Bağlı Sindirim Sorunları
Kanser tedavisi gören her hastanın bu tür sorunlarla karşılaşacağı kesin değildir. Bazı hastalar ciddi sorunlar yaşarken, bazı bireyler bunları hafif atlatır, bazıları ise bu tür sorunlarla hiç karşılaşmaz.
Bulantı ve Kusmanın Kontrol Altına Alınması
Bulantı ve kusma kemoterapi ve radyoterapinin yaygın yan etkileridir. Kemoterapi alıyorsanız, size verilen ilaç türü bu tür sorunların ortaya çıkmasını etkileyebilir. Bazı hastalarda bir ilaç bulantı ve kusmaya neden olabilirken, diğer kişilerde bu etkiler ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle tedavi öncesinde bu tür olasılıkları göz önünde bulundurmanız ve kendinizi bu tür etkilerin ortaya çıkma ihtimaline hazırlamanız sizin için daha faydalı olacaktır.
Bahsettiğimiz gibi bu yan etkiler kişiden kişiye değişmektedir. Bazı kişilerde tedaviyi düşünmek bile bulantı ve kusmaya neden olabilir. Sık kusma dehidrasyona (sıvı kaybı) neden olursa tehlikeli olabilir. Mideniz bulanıyor ve sık sık kusuyorsanız, dört ila sekiz saat boyunca kendinizi yemeye veya içmeye zorlamayın. Bu süreden sonra sıvı (meyve suyu, ayran, tahılsız çorba vb.) içmeye ve yemek yemeye başlayın.
Bulantı ve kusma ile başa çıkma
Bulantı ve kusma cerrahi, kemoterapi ve radyoterapinin en yaygın komplikasyonlarıdır. Bazı kişiler tedaviden hemen sonra, bazıları ise iki ila üç gün sonra bulantı ve kusma yaşar. Bu gibi durumlarda antiemetikler (bulantıyı önleyen ilaçlar) bu sorunu kontrol etmenize yardımcı olacaktır. Doktorunuz aksini söylemedikçe, antiemetik kullanmak için kusana kadar beklemeyin. Antiemetik almanıza rağmen kusmaya devam ederseniz doktorunuzu bilgilendirmeyi ihmal etmeyin. Doktorunuz muhtemelen başka bir antiemetik önerecektir. Bulantı ve kusma sona erdikten sonra dehidrasyonu önlemek için sıvı gıdalar tüketmeye başlamak iyi bir fikirdir.
İşte bulantı ile başa çıkmak için bazı ipuçları:
- Bulantı ve kusmanızı kontrol altına almak için doktorunuzdan antiemetik ilaç isteyin.
- Mideniz için sindirimi kolay yiyecekler alın.
- Tost ve kraker gibi kuru gıdalar,
- Yoğurt,
- haşlanmış patates, pirinç,
- derisi yüzülmüş tavuk (haşlanmış veya fırınlanmış),
- Koyu kıvamlı çorba gibi yiyecekleri tercih edin.
- Yağlı ve kızarmış yiyeceklerden kaçının,
- Şeker, kek, kurabiye gibi çok tatlı yiyecekler,
- Acı veya baharatlı yemekler,
- Güçlü kokulu yiyecekler
- Fiziksel ortamı temiz ve kokusuz tutun.
- Küçük ve sık öğünler yiyin (günde altı ila sekiz öğün).
- Yediğiniz yiyeceklerin soğuk veya oda sıcaklığında olduğundan emin olun. Bu, kokuyu ve tadı azaltacaktır.
- Yemek yediğiniz odanın sıcak olmadığından emin olun.
- Çeşitli çalışmalar zencefilin bulantı ve kusma üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermiştir. Bu nedenle günlük diyetinize zencefil ekleyebilirsiniz.
- Yemek sırasında sıvı içmekten kaçının.
- Yemeklerden sonra dinlenin.
- Yemek yer yemez sırt üstü yatmayın.
- Sabah mide bulantısı hissederseniz, yataktan kalkmadan önce kraker atıştırın.
- Soğuk ve yumuşak yiyecekler daha iyi tolere edilir, bu nedenle bu tür yiyecekleri tercih edin.
- Ağız hijyeninize dikkat edin.
Kabızlık
Beslenme alışkanlıklarınızdaki değişiklikler, yorgunluk, ilaçlar ve aktivite seviyenizdeki azalma kabızlığa neden olabilir. Kanser hastalarında kabızlık kanserin bir belirtisi olabilir, ancak tedaviler de kabızlığa neden olabilir. Dehidrasyon (sıvı kaybı) ve yetersiz gıda alımı da kabızlığa neden olabilir.
Ağrı, anksiyete ve depresyon ilaçları, mide antasitleri, diüretikler, demir ve kalsiyum içeren multivitamin mineral preparatları, uyku hapları veya genel anestezi için kullanılan ilaçlar kabızlığa neden olabilir. Bazı kemoterapi ilaçları, özellikle yaşlılarda ve düşük lifli diyetleri olan kişilerde kabızlığa neden olabilir.
İşte kabızlığı önlemek için bazı öneriler:
- Baklagiller, tam tahıllı ürünler, kepekli ekmek, kepekli makarna, kuru meyveler gibi lif oranı yüksek gıdalar tüketmeye özen gösterin.
- Lif alımını artırmak için kabuklarıyla tüketilebilecek meyve ve sebzeleri iyice yıkayın ve kabuklarıyla tüketin.
- Bol sıvı, özellikle ılık sıvılar (8-10 bardak) içmeye çalışın.
- Daha aktif olmaya çalışın.
- Her gün aynı saatte yemek yemeye çalışın.
- Doktorunuz tarafından önerilen laksatifleri kullanın.
Aşağıdaki durumlarda doktorunuza başvurun:
- Üç gün boyunca tuvalete gidemezseniz
- Anal bölgede veya dışkıda kan görürseniz
- Müshil kullanımından sonraki 2 gün içinde tuvalete gidemezseniz
- İnatçı kramplar ve kusma durumunda
Kanserde akıllı testler dönemi
Kanser ve Beslenme
Kanser teşhisi, öncelikleriniz, aile yaşamınız ve genel görünümünüz de dahil olmak üzere hayatınızdaki her şeyi etkiler. Kanserin ne olduğunu, nasıl tedavi edileceğini ve kanserle ilgili diğer birçok şeyi öğrenmeye çalışırken, hastalığınızla ilgili olarak nasıl beslenmeniz gerektiğini çok fazla düşünmüyor olabilirsiniz. Ancak kanser tedavisi sırasında beslenme şekliniz, hayatınızın diğer dönemlerindeki beslenme alışkanlıklarınızdan çok daha önemlidir. Anadolu Sağlık Merkezi uzmanlarının kanser ve beslenme konusunda sizleri bilgilendirdiği yazıyı okuyabilirsiniz.
- Kanserde Beslenme Bilgileri
- Sağlıklı Beslenme Nedir?
- Tedavi Öncesi Nasıl Beslenmeli?
- Kanser hastaları nasıl beslenmeli?
- Diyetinizi Dengeleyin
- Proteinler
- Karbonhidratlar
- Şeker Kanser Hücrelerini Besler mi?
- Yağlar
- Vitaminler
- Mimerals
- Su
- Yedikleriniz Size Yardımcı mı Oluyor Yoksa Zarar mı Veriyor?
- Tedavi sırasında diyetinizi olumsuz etkileyebilecek yan etkiler
- Kendinizi Tedaviye Hazırlayın
- Kanser Tedavileri ve Beslenme
- Ameliyat
- Ameliyat sonrası beslenme üç adımda planlanmalıdır
- Ameliyat sonrası birkaç öneri
- Radyoterapi
- Kemoterapi
- İmmünoterapi
- Hormon Tedavisi
- Tedavi Gören Hastalarda Kilo Kontrolü
- Kilo Neden Bu Kadar Önemli?
- Kilo Kaybı
- Kilo Kaybı ile Başa Çıkma
- Kilo Alımı
- Kilo Alımı ile Başa Çıkma
- Kanser Hastaları Zayıflama Diyeti Uygulayabilir mi?
- Tedavi sırasında yorgunluk ve nedenleri?
- Yorgunluk Nedenleri
- Yorgunluk ve Beslenme
- Fiziksel Aktivite Yoluyla Enerjik Yaşam
- Tedaviye Bağlı Sindirim Sorunları
- Bulantı ve Kusmanın Kontrol Altına Alınması
- Kabızlık
Tedaviniz sırasında ve sonrasında yeterli ve dengeli beslenme;
- Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar
- Güçlü ve enerjik olmanız gerekir
- Kilonuzu ve vücudunuzda depolanan besinleri koruyun
- Tedaviye bağlı komplikasyonları tolere edebilme yeteneği
- Azaltılmış enfeksiyon riski
- İyileşmenize ve hızla toparlanmanıza yardımcı olur.
Birçok çalışma, kanser tedavisi sırasında iyi beslenen kişilerin kemoterapi, radyoterapi, cerrahi ve biyolojik terapi gibi kanser tedavileriyle ilişkili bir dizi yan etkiye karşı daha dirençli olduğunu göstermiştir. Tedavi sırasında iyi beslenen bireyler daha yüksek dozda ilaçları bile tolere edebilirler.
Bulantı ve Kusmanın Kontrolü
Beslenme alışkanlıklarınızdaki değişiklikler, yorgunluk, ilaçlar ve azalan aktivite seviyeleri kabızlığa katkıda bulunabilir. Kilo veriyorsanız ve yeterli kalori almıyorsanız, kilo alımını sağlamak için günlük diyetinize şeker gibi yüksek kalorili yiyecekleri dahil etmeniz sağlığınız için faydalı olabilir.
Aşağıdaki durumlarda doktorunuza danışın:
Tamam: